Susuz Koşullarda Yetiştirilen Kaba Yem Bitkilerinin Verim, Besin Madde Bileşimi ve Sindirilebilirliklerinin Belirlenmesi
Yapılış Tarihi | 28 August 2024, Wednesday
PROJE ADI:
Susuz Koşullarda Yetiştirilen Kaba Yem Bitkilerinin Verim, Besin Madde Bileşimi ve Sindirilebilirliklerinin Belirlenmesi
PROJE YÜRÜTÜCÜSÜ:
Doç. Dr. Eren Kuter
PROJENİN KONUSU:
Küresel sıcaklık artışının yol açtığı iklim değişikliğine bağlı olarak birim alana düşen yağış miktarında ve yer altı sularında azalma meydana gelmektedir. İlkim kuşaklarının değişmesi ve küresel sıcaklığın artışı da göz önüne alındığında ülkemizin su kaynaklarındaki azalmanın süreceği ön görülmektedir. Yakın gelecekte yüzleşebileceğimiz büyük bir problem olan su kıtlığının önlenebilmesi adına farklı alanlarda etkin tedbirler almak gerekmektedir. Yıllık bazda değerlendirme yapıldığında toplam su tüketimimizin önemli bir kısmı tarımda kullanılmaktadır. Tarımsal sulama içerisinde kaba yem bitkisi tarımı da önemli bir paya sahiptir. Dünyanın geleceği yukarıda söz edilen sorunlar ile etkin mücadele edilmesine bağlıdır. Bu amaçla tarım, hayvancılık, turizm, sanayi gibi tüm üretim alanlarında sürdürülebilirlik olmazsa olmaz bir konudur. Hali hazırda bu kapsamda çok sayıda çalışma yapılmaktadır. Sürdürülebilir hayvancılık yalnızca hayvansal üretimi konu alan bir tema değildir. Bu kapsamda toprak, iklim, su kaynakları, sulama modelleri, çevre kirliliği, karbon ayak izi gibi birçok konu yer almaktadır. Hayvansal üretimin verimliliği tarımsal üretimin ile yakın ilişki içerisindedir. Tarım ve hayvancılığın kesişim noktasında yem üretimi ve hayvan besleme yer almaktadır. Günümüzde hayvansal üretimdeki maliyetlerin en büyüğü yem maliyetidir. İyi yönetilen işletmelerde yem maliyetinin toplam maliyete oranı %70-75 civarındadır.
Hayvansal üretimin önemli kollarından biri olan büyükbaş ve küçükbaş hayvanların yemleri kaba ve konsantre yemlerden oluşmaktadır. Kaba yemler grubunda yeşil yemler, kuru otlar, silaj yemler, kök ve yumru yemler, dolgu maddesince zengin yemler yer almaktadır. Bu yem grubu geviş getiren hayvanların sağlığının ve veriminin (miktar ve kalitesi) sürdürülebilir olması açısından kilit role sahiptir. Geviş getiren hayvanların verim yönü ve verim düzeyine bağlı olarak rasyonda kullanılan kaba ve konsantre yemlerin oranı değişkenlik göstermektedir. Ancak bu hayvanların beslenmesinde eşsiz öneme sahip olan kaba yemleri kullanmadan bir rasyon yapabilmek mümkün değildir. Geviş getiren hayvanların beslenmesinde kullanılan rasyon kuru maddesinin %40-100’ü kaba yemlerden oluşmaktadır. Ek olarak bu yemler at ve eşek gibi tek tırnaklı hayvanların beslenmesinde de aynı düzeyde önem taşımaktadır. Hayvanların beslenme gereksinimleri yıl içerinde değişikli göstermektedir.
Bu süreç içerinde bazı dönemler kaba yemler daha fazla kullanılmakta bazı dönemlerde ise rasyonun tamamına yakını kaba yemlerden oluşmaktadır. Rasyonda kaba yem kullanım düzeyi üretim maliyeti ile doğrudan ilişkilidir. Hayvanın beslenme gereksinimlerinin kaba yemlerce sağlanma oranı arttıkça hayvansal üretimin karlılığı da artış göstermektedir. Ülkemizin coğrafi yapısı gereği farklı bölgelerde farklı iklimsel özellikler görülmektedir. Benzer şekilde toprak yapısı da birörnek değildir. Bunların bir sonucu olarak ülkemizin her yerinde aynı miktarda kaba yem üretimi yapılamamaktadır. Yetersiz kaba yem üretiminin yanı sıra, Türkiye'nin kurak bölgelerinde yetiştirilen yemlerin kalitesi de iklim koşullarından dolayı düşüktür.
Burdur, Akdeniz Bölgesinde yer almasına rağmen bölgenin genel iklimsel özelliklerine sahip değildir. İlimizde kışlar soğuk ve yağışlı iken yazlar sıcak ve kurak geçmektedir. Ülkemiz genelinde görülen ve tarımsal üretimi etmenler (toprak yapısı, yağış, sıcaklık gibi) Burdur ölçeğinde de karşımıza çıkmaktadır. Burdur’un ilçelerinin toprak ve iklim yapılarının değişken olması il genelinde aynı yem bitkilerinin aynı miktar ve kalitede yetiştirilemeyeceğini göstermektedir.
Bu Araştırmanın Ana Teması
• Çevresel etkiyi en aza indirmek
• Sulama yapılmaksızın lokal toprak ve iklim yapılarına göre ekilecek yem seçimi
• Besin madde bileşimi ve sindirilebilirlik yönünden en etkin kaba yem bitkilerinin belirlenmesi
• Bu bitkilerin uygun kullanım şeklinin (yeşil ot, kuru ot, silaj gibi) hangi koşul ve gerekiyorsa hangi katkılar ile sağlanacağının araştırılmasıdır.
PROJENİN AMACI:
Projenin amaçlarını çevresel etkilerin en aza indirilmesi, kaliteli kaba yem üretilmesi ve üretilen kaba yemlerin en etkin şekilde kullanılması şeklinde üç ana başlık altında toplayabilmek mümkündür.
1. Çevresel etkilerin en aza indirilmesi
Küresel ısınma ve buna bağlı iklim değişikliğinin etkileri, mevcut su kaynaklarının gereğinde fazla kullanılması (tarımsal vahşi sulama), bilinçsiz gübre ve ilaç kullanımı ile toprağın kirletilmesi gibi durumların bir sonucu olarak ekilebilir alanlarımız günden güne azalmaktadır. Tarımsal üretimde günümüzün en büyük tehdidi kuraklıktır. Hayvan yemlerinin bileşenleri olan kaba ve konsantre yemlerin üretilmesi için de diğer tüm bitkisel üretimlerde olduğu gibi su olmazsa olmaz bir unsurdur. Ülkemizin birçok bölgesine kaba yem bitkisi dendiğinde öncelikli olarak silajlık mısır (Zea mays) ve yonca (Medicago sativa) akla gelmektedir. Bu iki kaba yem bitkisi de üretim aşamasında fazla miktarda suya ihtiyaç duymaktadır. Kurak alanların en etkin şekilde kullanımına olanak sağlayacak amacıyla Burdur il merkezi ve tüm ilçelerinde sulama yapılmaksızın tarımı yapılan kaba yem bitkilerinden verim düzeyi en yüksek olanların belirlenmesi planlanmaktadır. Bu açlışmanın bir sonucu olarak farklı bölgelerde sulama yapılmadan en yüksek verim gösteren kaba yem bitkileri belirlenebilecektir.
2. Kaliteli kaba yem üretilmesi
Ülkemizde kaba yem bitkisi olarak genellikle yonca (Medicago sativa), korunga (Onobrychis sativa), adi fiğ (Vicia sativa), silajlık mısır (Zea mays), macar fiği (Vicia pannonica), burçak (Vicia ervilia), yem bezelyesi (Pisum sativum), bezelye (Lathyrus sativus), buğday (Triticum aestivum), tritikale (Triticosecale Wittmack), arpa (Hordeum vulgare) ve İtalyan çimi (Lolium multiflorum) yetiştirilmektedir. Bu bitkiler arasında seçim yapılırken arazinin sulanabilir nitelikte olup olmadığı oldukça önemli bir kriterdir. Unutulmamalıdır ki farklı bitkiler farklı toprak ve iklim koşullarında değişken gereksinimlere sahiptir. Her bitki her koşulda yetiştirilebileydi soya fasulyesi gibi büyük ölçüde dışa bağımlı olduğumuz bitkilerin tarımını ülkemizde yaparak ithalat zorunluluğundan kurtulabilirdik. Toprak, iklim ve sulama özellikleri gibi değişken faktörler göz önüne alındığında her bölgede her bitkinin tarımını aynı verim özellikleri ile yapabilmek mümkün değildir. Kaba yem verimi dendiğinde dekardan alınacak yeşil ot, kuru ot ya da balya miktarı gibi kriterler göz önüne alınmaktadır. Ancak kaba yem kalitesi bir bütün olarak incelendiğinde verim parametrelerinin belirteçlerden yalnızca bir tanesini olduğu görülmektedir. Verim miktarına ek olarak verim kalitesi de mutlaka göz önüne alınmalıdır. Bitkilerde vejetasyon dönemi ilerledikçe dönemsel büyüme gereksinimleri ve bitkinin besin madde bileşimi de değişmektedir. Kaba yem tarımda birim alandan elde edilen verim miktarı yanında verim kalitesine de mutlaka dikkat edilmelidir. Bitkilerde büyüme dönemi ilerledikçe besleyici değeri de değişmektedir. En temel değişikliklerden biri de yapısal karbonhidratların miktar ve yapısında meydana gelen değişikliktir. Bitki yaşlandıkça bünyesinde barındırdığı yapısal karbonhidratların miktarı artmaktadır. Temel olarak ham selüloz olarak adlandırılan bu yapısal karbonhidrat düzeyinin artması kaba yem bitkisinin sindirilebilme derecesini düşürmektedir. Birim alandan istediğimiz kadar yüksek miktarda bitkisel üretim elde edelim, hayvanlar bu bitkileri yeteri kadar sindiremedikten sonra söz konusu bitkilerim yem değeri düşük kalmaktadır. Bu bağlamda kaba yem üretiminde birim alandan elde edilen kaba yem miktarı, dönemlik besin madde bileşimi ve besin maddelerinin sindirilebilirliği kaba yem kalitesinden bahsederken sac ayaklarını oluşturmaktadır. Bu üç kriterin optimum olduğu dönem bitki için en uygun biçim dönemi olarak belirlenmektedir.
3. Mevcut kaba yemlerin en etkin şekilde kullanılması
Kaba yem üretiminin bol olduğu ilkbahar ve yaz aylarında kaba yem fiyatları düşük iken, kaba yem kalitesi ise yüksektir. Kış aylarında ise genellikle bunun tam tersi bir durum görülmektedir. Karlı hayvancılık yapılabilmesi için kaba yemlerin bol ve kaliteli olduğu dönemlerde kaba yem temini yapılarak besin madde bileşimini en uygun koşullarda koruyacak şekilde saklanmalıdır. Bu amaçla işletmelerde yıllık yem gereksinimi belirlenerek gerekli planlamalar yapılmalıdır. Yem bitkilerinin korunması ve saklanmasında en yaygın kullanılan yöntemler kurutma ve silaj yapmadır. Kuru otlar doğru koşullarda depolanmadığı taktirde kızışma ya da çürüme gibi olumsuz durumlar sıklıkla yaşanmaktadır. İyi depolama yapılsa bile hayvanlara servis edilme aşamasında bitkinin besleyici yönden en kıymetli kısmı olan yapraklar mekanik olarak zarar görmekte ve buna bağlı yaprak kayıpları yaşamaktadır. Silaj yemlerde ise yaprak kaybı en aza indirilebilmektedir. Ancak her kaba yem bitkisinin silajı aynı ölçüde kolay ve kaliteli olarak yapılamamaktadır. Bitki bünyesindeki kolay eriyebilir karbonhidrat miktarı, ham protein miktarı veya bitkinin tampon kapasitesi gibi çok sayıda faktör silaj kalitesini etkilemektedir. Söz konusu etmenler bitkiden bitkiye farklılık göstermektedir. Bu sebeple bazı bitkilerin silajı yapılırken katkı maddelerinin kullanılmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Sonuç olarak bölgeden sulama yapılamadan en yüksek kalite ile elde edilecek kaba yem bitkileri için uygun depolama ve kullanma şekillerinin de belirlenmesi amaçlanmaktadır.
PROJENİN BÖLGESEL KATKISI:
Ülke ve bölge hayvancılığını tehdit eden susuzluk sorunu özellikle yem bitkisi üretiminde yetersizliğe neden olmaktadır. Sulama yapılmadan yetiştirilen yem bitkilerinin de verim düzeyleri yeterli olmamaktadır. Sulama yanında, toprak yapısı ve çevre sıcaklığı gibi diğer etmenler de verim üzerine etkili olmaktadır. Bu bağlamda Burdur ilinin merkezi ve ilçelerinin toprak yapıları, iklimsel özellikleri, yıllık ortalama yağış miktarları ve yağış dönemleri arasında büyük farklar vardır. Bu durum bir yem bitkisinin söz konusu bölgelerin hepsinde aynı verim özelliğini gösteremeyeceğine işaret etmektedir. Yapılan proje sonucunda tarımı yoğun olarak yapılan ya da alternatif olabilecek kaba yem bitkilerinin yukarıda söz edilen farklı özelliklere sahip bölgelerdeki tarımsal özellikleri, uygun kullanım şekilleri (yeşil ot, kuru ot, silah vb.), besin madde bileşimleri ve sindirilebilirlikleri belirlenecektir. Günümüzde tüm hayvancılık kollarında yem maliyeti toplam giderler arasında en üst sırada yer almaktadır. Bu pencereden bakıldığında yem maliyetini düşürmeden hayvansal ürün fiyatını düşürebilmek mümkün değildir. Başka bir deyişle yem üretiminde optimizasyonu sağlamadan karlı bir hayvancılık modeli oluşturabilmek olası değildir.
Yem üretiminin bollaşması ekonominin bir gereği olarak yem fiyatlarını aşağı çekecektir. Yem üretim miktarının arttırılabilmesi için ise bir karış toprak bile boş bırakılmamalı ve tarımsal üretime kazandırma yolları aranmalıdır. Bunun teşvik edilebilmesi için öncelikle çiftçinin emeğinin karşılığını görmesi gerekmektedir. Örneğin bir araziyi sürüp, gübreleyip, tohum attıktan sonra oradan uygun miktarda ürün elde edemeyen çiftçi tarımsal üretimden uzaklaşmaktadır. Bu durumun temel nedenlerinden biri de gelenekselleşmiş üretim anlayışıdır. Ürün çeşit ve verimliliğinde iklimsel koşullar ve toprak yapısı en önemli etmenlerdendir. Küresel iklim değişikliğinin bir sonucu olarak dünyanın farklı bölgelerinde olduğu gibi ülkemizde de ortalama sıcaklık ve yağış miktarları değişmektedir. Bu sebeple yem bitkisi üretiminde mutlaka bölgenin toprak yapısı ve iklimsel koşulları dikkate alınarak seçim yapılmalıdır
Araştırmada Burdur ili ve tüm ilçelerinin farklı toprak yapısı, ortalama sıcaklık, yağış miktarı da göz önüne alınarak mevsimsel yağışlar dışında ilave sulama yapılmaksızın en yüksek verim ve kalitede elde edilebilecek kaba yem bitkilerinin belirlenmesi planlanmaktadır. Verim özellikleri (bitki boyu, yeşil ot miktarı, kuru ot miktarı, balya sayısı) yüksek kaba yem bitkilerinin farklı gelişim dönemlerindeki besin madde bileşimleri (kuru madde, nem, ham kül, ham protein, ham yağ, ham selüloz, azotsuz öz madde, nötr deterjan lif, asit deterjan lif, hemiselüloz gibi) ve toplam sindirilebilirlikleri (kuru madde, organik madde ve nötr deterjan lif sindirilebilirliği) belirlenecek böylelikle o bitkinin kaba yem niteliği (rölatif yem değeri, kuru madde tüketilebilirliği, net enerji lakasyon düzeyi gibi) hesaplanabilecektir.
Susuz koşullarda yetiştirilebilecek bölge için en uygun kaba yem bitkisi ya da kaba yem bitkileri karışımının ekiminin yapılması ile birim alandan miktar ve bileşim olarak en yüksek düzeyde verim elde edilebilecektir. Bitkiler besleyicilik açısından en yüksek oldukları zamanda hasat edilebilecek ve bitkisel özelliklerine göre en uygun koşullarda saklanabilecektir.
Bu uygulamanın il geneline yayılması sayesinde
• Üretim verimliliğinin arttırılması (bölgeden uygun yem bitkisinin en uygun dönemde hasat edilmesi ve saklanması),
• Hayvancılık işletmelerinin giderlerinde en üst sırada olan yem maliyetinin azaltılması,
• Hayvansal ürünlerde verim ve kalitenin arttırılması,
• Üretim verimliliğinin yükselmesi sonucunda hayvansal ürünlerin fiyatının düşürülmesi,
• Gereğinden fazla su kullanımından vazgeçilerek bölgenin su kaynaklarının korunması,
• Tarım ve hayvancılık ile uğraşan insanların ekonomik koşullarının iyileştirilmesi sonucunda daha fazla insanın (özellikle gençlerin) bu sektörlere çekilmesi sağlanabilir.
PROJENİN TOPLUMSAL KATKISI:
İklim değişikliğinin üretim kollarının birçoğunu etkilediği gibi tarım ve hayvancılık alanındaki olumsuz etkileri de dünya'nın farklı bölgelerinde olduğu gibi Türkiye 'de de kendini hissettirmektedir. Yağış rejiminin (zaman, miktar ve şiddetinin) düzensizlik göstermesi, toprak nem düzeyinin azalması ve hava sıcaklığının mevsim ortalamalarının üzerinde olması gibi etkiler büyükbaş ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinde hem ekonomik hem de hayvan fizyolojisi yönünden büyük önem taşıyan kaba yem üretimini olumsuz etkilemiştir. Birçok bölgede sulama yapılamaması nedeniyle silajlık mısır ve yonca gibi sulamaya ihtiyaç duyan yem bitkisi ekimi yapılamamaktadır. Bu bağlamda daha az su tüketimi gerektiren yemlik bitki alternatifleri arayışı tüm Dünyada olduğu gibi ülkemizde de öncelikli araştırma konuları arasında gelmektedir. Yem bitkilerinde verimden söz ederken birim alandan alınan ot verimi yanında bunların besin madde bileşimleri ve sindirilebilirlikleri de büyük önem taşımaktadır. Bitkilerde vejetasyon dönemi ilerledikçe dekardan alınabilecek ot miktarı artış gösterecektir. Ancak, bu süreç içerisinde bitkinin besin madde bileşimi de değişmekte ve bitki içerisindeki sindirilemeyen kısımlar artış göstermektedir. Sonuç olarak birim alandan daha fazla ot alınabilmekte ancak bunun hayvan tarafından sindirilebilen bölümü azalmaktadır. Sulama yapılmadan yetiştirilebilecek yem bitkileri araştırılırken önemli noktalardan biri de bitkinin sudan ne ölçüde yararlandığının, başka bir deyişle bitkinin suyu ne kadar etkin kullanabildiğinin belirlenebilmesidir. Suyu daha etkin kullanan bitkiler kurak bölgeler için alternatif oluşturabilecektir. Araştırmaların genele yayılması ile ülke genelinde kaba yem üretim verimliliği arttırılabilecektir. Ülkemiz genelinde toprak yapısı, ortalama hava sıcaklığı, yağış mevsimi ve yağış miktarı gibi tarımsal üretim için belirleyici olan etmenler bakımından büyük farklar bulunmaktadır. Bu bağlamda ekimi yapılan yem bitkileri ve bunların hasat zamanları arasında da değişiklik gözlenmektedir. Yapılan araştırma ile Burdur il merkezi ve ilçelerinden yapılacak çoklu örneklemeler ile bölgede yaygın olarak yetiştirilen kaba yem bitkilerinin verim miktarları, su kullanım özellikleri, besin madde bileşimleri, uygun saklama koşulları ve kullanım şekilleri (silaj, kuru ot vb.) ile toplam sindirilebilirliklerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Proje çıktılarına göre araştırılan kaba yem bitkilerinin verim, kullanım şekli, besin madde bileşimi ve sindirilebilirlik yönünden ortak değerlendirme sonucunda uygun hasat dönemleri ve kullanım şekilleri belirlenebilecektir. Araştırma verilerine göre farklı bölgelere alternatif kaba yem bitkisi ekimi planlanabilecektir.
Mevcut durumda yem üreticilerinin en büyük şikayeti gübre, mazot, tohum, elektrik gibi girdi maliyetleridir. Bu sorunlar orta ve uzun vadeli planlamalar ile ortadan kaldırılabilir. Ancak iklim değişikliği, küresel ısınma ve su kaynaklarının tükenmesi gibi durumlar insanoğlunun baş edebileceği ölçünün çok ötesindedir. Söz konusu soruları minimize etmek ve şiddetli etkilerinin önüne geçmek temel yaklaşımımız olmalıdır. Bu bağlamda tarımsal üretimin geleceği planlanırken üste susuzluk mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır.
Bu uygulamanın bölge geneline yayılması sonucunda
• Üretim verimliliğinin arttırılması
• Hayvancılık işletmelerinde besleme giderlerinin azaltılması
• Hayvansal ürünlerde verim ve kalitenin iyileştirilmesi
• Üretimin artması sonucu hayvansal ürünlerin fiyatının düşürülmesi
• Hayvan sağlığının korunması
• Tarım ve hayvancılık ile uğraşan insanların ekonomik koşullarının iyileştirilmesi
• Daha fazla insanın bu sektöre çekilmesi
Bölgesel çıktıların orta ve uzun vadede ülke geneline yayılabileceği, özellikle gençlerin bilimsel verileri kullanarak tarım ve hayvancılık alanına yönelmelerinin büyük bir toplumsal katkıya dönüşeceği düşünülmektedir. Proje çıktılarının, ülkemizin susuzluk sorunu yaşayan bölgelerinde yem bitkisi üretimi ve hayvan besleme alanında yol gösterici olarak yeni araştırmalara ışık tutacağı, çevresel kaynakların korunmasına yönelik planlamaları hızlandırabileceği, bu konuda farkındalık yaratmaya yardımcı olacağı öngörülmektedir.


